Yatık Koz Nedir ?YATIKKOZ Yenicekale kalesinin bulunduğu Boşkonuş Yaylasının altında bir yer ismi. Halam burada geçen çocukluk anılarını anlatıyor. On dört yaşlarındaydım, diyor halam. Yine her baharda yaptığımız gibi yapacaktık. Yani mallarımızdan daha fazla süt alabilmek için gerekli olan göçü gerçekleştirecektik Bunun için de Başkonuş’un eteklerindeki YATIKKOZ diye bilinen tabiat harikası yeri seçtik. Burada manzara çok güzel. Aşağıda döngele, ileride kıvrıla kıvrıla akan Ceyhan nehrinin yukarısında Kızılseki ve Dereboğazı. Kısacası; bütün Maraşaltının köyleri sanki ayağımızın altında.
Babamın tek kardeşi Kadı. Aşışılagelen kötü huyunu terk etmiş gibi. Bize tarifi güç yardımda bulunuyor. Göçümüzde, bizi bizden fazla düşünerek bir gün içinde YATIKKOZ’a yerleşmemizi sağlıyor.
Kardeşim Osman’ın doğumunu yapan anam, henüz kendine gelebilmiş değil. Hasta.
Akşamları, ineklerimiz, keçilerimiz ve koyunlarımız memeleri süt dolu geliyor. Mallardasn süt almayı öğrendim, ama ipincecik bir kız hangi işe koşturacak? Zaman zaman Zekeriya amcamın hanımı Sultan yengem yardımımıza geliyor. (Zekeriya; Kadı amacamın oğludur. Ben ona da amca derdim.) Kadı amacamdan haber yok.
Sabahları, Maraş yönünden doğan güneşin üzerimizde eğlendiğini, sonra batıya doğru yöneldiğini, dağların serin gölgesini üzerimize saldığını ve Başkonuş’un üzerinden battığını seyrediyoruz.
Meğer, kadı amcam aklımıza gelmeyen işler peşinde imiş. Evimize küçük oğlunu yerleştiriyor. “İşte sana ev.” Diyor oğluna. “ama burası Köse Mehmet amcamın evi.” “O, bize bırakarak yaylaya gitti.” “Yine de dönünceye kadar oturmak için izin almak gerekmez mi?” “Dönünceye kadar oturmayacaksın!” “Ya ne kadar oturacağımi? “ “Ömür boyu.” Meseleyi öğrenen babam: “Babamızdan kalan evi aldın. Bu, eski davar ağılını bana verdin. Tamir ettim. ‘başımı sokacak yerim oldu,’derken beni, yayalaya gönderdin. Evimi sahiplenmeyie utanmıyor musun?” diyor. “Ben kadılık sıfatını aldım. Bu sıfat bana Şam’da verildi. Doğru bildiğim her şeyi yaparım.” Diyor. Kavganın, göçümüzden sonra oldğu kesin. Günlerce sonra mı, yoksa bazılarının dediğigibi ikinci gün mü? Her bir şeyi, ayrıntıları ile hatırlamak güç o yaştaki bir çocuk için. Kavgaya karışan bizden iki kişi. Babam ve kardeşim Mehmet. Kardeşimi kötü dövdüler. Babamı bağladılar. Ökkeş vurdu, öteki vurdu. Ben haykırıyorum. On dört yaşındaki bir kızın hıçkırıkları..Anam çadırda hasta. Osman omzumda bebek. Ahmet elimde. Yanıbaşımda, benden büyük oyun arkadaşım kadı amcamın (dövenlerin kardeşi) İbrahim var. Neredeyse ona saldıracağım. “İbrahim diyorum, baban ve kardeşlerin babamı bağladılar, kardeşimi dövüyorlar. Neden kurtar mıyorsun? İbrahim, çaresiz. Üzgün. Kadı, oğlunu görüyor: “Oğlum vur.”diyor. İbrahim öfkeli. Öfkesi babasına ve kardeşlerine. Öfkesi: Haksızlığa. “Baba kime vurayım. Sana mı, amcama mı?” Çocukluk oyunumuzun mimarı bu adamı ilerleyen yıllarda daha iyi anlıyorum. “Sen kadılık sıfatı taşıyorsan, ben de o köye bir daha ayak basmam. “ diyor babam. İmam Ali: “dayı, diyor babama çocuklarım büyüyecek. Şehre yerleşip, onların tahsili ile uğraşmak zorundayım. Evim boşalacak. Hele bu kış otur. Seneye Allah kerim.” Hanımı Hatça (Hatice) karşı çıkıyor. İmam Ali’nin kardeşi İmam Ahmet’ten de benzer teklifler alan babam iki sene kötekli2deki bu adamların evlerinde kalıyor. Sonra da kendi evini yapıyor. |
![]() |