Ağlayan İstanbul`u Güldürmek
18EKİM
Mevsim sonbahardıve sararmış yaprakların üzerinde ağır ağır sana doğru ilerliyordum.Ağlamaktan şişmiş gözlerim ve titreyen ellerimle yanına geldim.Gülen yüzün beni bu şekilde görünce değişti.Bana sımsıkı sarıldın;bir süre öylece kaldık.Daha sonra yavaşça kollarını üzerimden çekerek yüzüme baktın:
-Pınar ne oldu sana böyle?kötü birşey mi oldu?
-Levent şimdi sessiz bir yere gidelim seninle konuşmam gerekiyor.
-Hım anladım sevgilim.Hayalindeki gelinliği gördün ve mutluluktan ağladın.Ama benim de sana müthiş bir haberim var.Nihayet ben de düğün salonunu tuttum bebeğim.Hani beğendiğimiz,kır düğünü yapabileceğimiz yer vardı ya işte orası.
Hala anlatmaya devam ediyordun.Ne kadar güzel bir yer olduğunu,düğünümüzün tam hayal ettiğimiz gibi olacağını anlatıyordun bana.Bense seni öylece dinliyordum.Sonunda sakin bir yere geldik ve artık konuşma sırası bana gelmişti.Düğünümüze aylar kala bu ilişkiyi bitirmek çok ama çok acı olsa da bunu yapmalıydım.Oysa ne çok hayalini kurmuştuk o gecenin.Birlikte dans etmek,oynamak...Her şey mükemmel olacaktı ve biz de artık dünya evine girecektik.Şimdiyse her şey bitti.İçimdeki sessizçığlıkları bastırıp,bulabildiğim son güçle konuşmaya başladım:
-Levent o düğün olmayacak,diye laf çıkıverdi ağzımdan.Şaşkınlıkla bana bakıp:
-Ne!Ne dedin sen?Yanlış mı duydum,yoksa sen mi delirdin?
-Lütfen beni dinle.Bu konuşmaya yapmak yeterince canımı acıtıyor.Seninle evlenemem.
-Pınar sen neler saçmalıyorsun?Kendine gel!
-Sözümü bitirmeme izin ver.Bu evlilik olmayacak.Bu ilişki şu an burada bitecek ve artık birbirimizi görmeyeceğiz.Sadece şunu bilmeni istiyorum;bunu yapmak zorundayım.
-Dur!Dur bir dakika!Şimdi sen bana hiçbir açıklama yapmadan gidiyorsun öyle mi?6 yıllık geçmişimizi bir çırpıda siliyorsun,yanlış anlamadım değil mi?
-Levent...
-Yok sen şaka yapıyor olmalısın.
Ağlıyordum.İçimden sana sarılmak gelirken bunu yapamazdım.Çünkü yapsam biliyordumki kopamazdım senden.Senin de gözlerin dolmuştu.Hiç dayanamazdın ağlamama,biliyordum.Beni belki hiç ama hiç affetmeyecektin ama gitmeliydim yine de...
-Pınar sen ciddi misin?Dedin titreyen sesinle.
Benimse ağzımdan neredeyse hiç duyulmayacak kadar kısık bir sesle "evet" çıkmıştı.
-Bunu bize neden yapıyorsun?Neden!
-Sana bunu açıklayamam.Yalvarırım ısrar etme,anlatamam.Sadece şunu bil seni çok seviyorum ama böyle olması gerekiyor.Beni ömür boyu affetmeyeceksin belki de...Ama seninle evlenirsem de ben kendimi asla affedemem.
Ayağa kalkmıştık.Öylece baktık birbirimize,ağlıyorduk...
-Pınar gitme.Bize bunu yapma.Daha en başındayız.Hep bugünlerin hayalini kurmadık mı?Bu kadar yaklaşmışken neden gidiyorsun,nedeeeeeeeen?
-Hoşçakal son nefesim,hoşçakal...Dedim yüzüğümü sana vererek o sıcacık ellerine son kez dokundum.
Sonra arkamı dönüp koşarak uzaklaştım yanından.Arkamdan "neden" diye bağırdığını duydum.Yere çökmüş ağlıyordun.Biran dönmek istedim hem de çok ama yapamazdım ve koşmaya devam ettim.Eve geldiğimde kapının yanındaki çerçevede nişan fotoğrafımızı görünce daha da çok ağlamaya başladım.Gücüm kalmamıştı ve olduğum yere yığıldım.Kendime geldiğimde annem anlamsızca gözlerime bakıyordu.Kalkar kalkmaz tekrar ağlamaya başladım.
-Pınar sakin ol!Ne oldu anlat?Levent`le mi tartıştınız?Dedi annem.Yüzümü silerken parmağımda yüzük olmadığını gördü.
-Yüzüğün nerde senin?
Ağlamam biraz kesilmişti,anneme her şeyi anlatmaya karar vermiştim.
-Anne biz Levent`le ayrıldık.
Ayrılmak mı?İkimizin olduğu bir cümlede bu kelime nasıl yer alabilmişti böyle?Tekrar ağlamay başladım.Annem ise bütün nişanlıların böyle zamanlarının olduğunu ama mutlaka tatlıya bağlanacağını anlatıyordu.Oysa bilmiyordu ki bilmiyordu.Daha fazla dayanamadım ve ona gerçeği söyledim.
-Yeter anne yeter!Biz diğer nişanlılar gibi basit bir tartışma yaşamadık.Benim hayatım boyunca asla çocuğum olmayacak.Levent`ten bu yüzden ayrıldım tamam mı?
Annem öylece bana bakıyordu,şaşırmıştı.Anlatmaya devam ettim.
-Geçen gün kadın doğum doktoruna gittim.Bütün şikayetlerimi anlattım.Doktor da bir sürü test yaptı.Birçok şey söyledi ama işin özeti şu ki asla ama asla annelik duygusunu tadamayacağım ve bunu Levent`e yapamazdım.Baba olmak onun en büyük hayallerinden biri ve ben ona bu acıyı yaşatamam.
-Peki Levent`in bundan haberi var mı?
-Hayır yok,olmayacakta!Onun bundan haberi olsa beni asla yalnız bırakmazdı ama ona bunu yaşatamam anne.Lütfen ona hiçbir şey anlatma lütfen!
-Kızım belki doktor yanılmıştır;olamaz mı?
-Bunu bende düşündüm ve bu yüzden o doktordan sonra dört doktora daha gittim.İnanmak istemesemde sonuç hep aynı çıktı.
-Pınar bak kızım bunun pişmanlığını yıllarca yaşamanı istemem.Levent`le bunu paylaşsaydın daha farklı olurdu.
-Hayır anne ona anlatamam,lütfen sen de anlatma,sakın!
Canım öyle çok acıyordu ki...Yıllardır hayalini kurduğumuz düğün olmayacaktı ve biz evlenemeyecektik.Belki de bu yaptığımdan sonra benden nefret edecektin.Ama sana bir çocuk veremeyecek olmanın bedelini nasıl öderdim ben...
2KASIM
Aradan iki hafta geçti...
Yüzüm iki haftadır hiç gülmedi.Telefonum kapalı.Senden köşe bucak kaçmaya devam ettim.Ne kadar boşmuş bu hayat sensiz.Bu yollar neden bu kadar sıradan...Gittiğimiz yerler sanki ayrılığımıza ağlıyor...Koskoca İstanbul ağlıyor.Sabah akşam yağmur yağıyor;yan yana değiliz diye.Allah`ım ne zormuş onsuz olmak,ne zormuş...
5KASIM
Allah`ım bu ne büyük birmutluluk...
Bugün ilk kez yüzüm güldü.Çünkü bugün Levent`imle görüştüm.Allah`ım onu bana geri gönderdiğin için sana şükürler olsun.Sabah uyanıp odamdan salona gittiğimde bir elinde çiçek bir elinde de parmağımdan çıkardığım yüzükle beni bekliyordun.Evde ikimizden başka kimse yoktu.Yavaşça bana yürüdün ve o sakin sesinle konuşmaya başladın:
-Pınar annen her şeyi anlattı.Şimdi sana bunu neden yaptın diye sormayacağım çünkü kendine göre haklı yanlarının olduğunu biliyorum.Buraya şunları söylemeye geldim:
Ben hayatıma seninle devam edip seninle ölmek istiyorum.Evet bir bebeğimiz olsaydı belki çok daha mutlu olurduk.Ama ben şunu biliyorum ki bana bebekten önce sen gereklisin.6 yıldır ne zaman düşsem bana elini uzattın,güç verdin.Ben senin sayende bugünlere geldim.Şuan benden canımı istesen,senin için gözümü kırpmadan ölürüm.Ben seni o kadar çok seviyorum.Geçen bu 2,5 haftadacehennemi yaşadım.Beni tekrar o cehenneme gönderme.Yanında olup seninle cenneti yaşamak istiyorum ve tekrar soruyorum ve de önünde diz çöküyorum "seni karşılıksız seven bu adam seninle her zorluğu aşmaya hazır.Benimle evlenir misin cennetim?"
Ne söyleyeceğimi bilemedim tek yaptığım ise "evet" diye bağırıp boynuna atlamak oldu.
Allah`ım onu bir daha benden asla alma...
8EYLÜL
Yine bir sonbahar günü.Ama bu sabah her şey çok güzel.Bugün ise gülümsüyor İstanbul,sımsıcak güneşiyle...
Yanımda 13 yıllık hayat arkadaşım var ve bir de 6 yaşında yakışıklı bir oğlumuz var.Evet onu biz dünyaya getirmedik belki ama onu gerçek anne ve babasından daha çok seviyoruz.Ve hayatımızda 5,5 yıldır var.İsmiNİ de "MURAT" koyduk.O da bizim gibi muradına ersin istedik.Öyle mutluyuz ki...Şimdi düşünüyorum da iyi ki yanımda sevdiğim adam var ve biz bugün tüm zorlukları aşıp elele olmayı başardık.
İnsan,hayatındaki birçok boşluğu doldurabilir ama asla sevginin açtığı o sonsuz uçurumu dolduramaz...
Gerçek sevgi hem bir okyanus kadar büyük hem de o okyanustaki inci kadar değerli olmalıdır...