Ahh O Eski GünlerAhh O Eski GünlerAhh o eski günlernerde o eski günler, müzmin satırbaşları biz eskiden böyle değildik haa tuna nehri kadar sevda, kafdağı kadar vefa doluyduk gökyüzü bu kadarda kirli değildi yüreğimiz hevenk hevenk sevgilerimiz renk renk çiçek açardı maveraya uçardı rüyalarımız mekanik değil bir su kadar gerçekti muhallebicilerimiz, omuzluğuyla kaymaklı yoğurt satan Bekir amcalarımız vardı akşam olmaya görsün ,kaldırımlara "haydiii booooza " yankıları çarpardı elbiselerimiz yamalı,belki nasırlıydı ellerimiz ama yüreklerimiz ama dileklerimiz rayihalar saçardı yıldızlardan dilek tutar aya mendil atardık bitmiyorsa geceler ve doğmuyorsa güneş dönüp ona çatardık velhasıl adam gibi adamdık düşeni ezmez fakiri horlamazdık hele merhameti hiç zorlamazdık atmaya kıyamadığımız, sapan taşlarımız vardı oysa oysa yoksul göçmen kuşları gözümüzde yaşardı ayşe teyzelerimiz ellerinde şekerler, tonton şirin dedelerimiz vardı bir tarafı yaralıydı yüreklerimizin ince ince sızlıyorken dileklerimiz ve ne zaman çarpışırsa gözbebeklerimiz zaman efsun kokardı ne organ hırsızlar,ı nede kapkaç arsızları vardı güven vardı itimat vardı insanlık vardı yahu insanlık vardı iyilik taşardı çocuk yanlarımız böyle mekanik de değildi ha oyunlarımız içinden kan ve gözyaşı akan ya misket oynardık ya da kız kaçıran vel hasıl mutluyduk hani hiç değilse her şey nefes kadar gerçekti yani manolyalar açardı bahçelerimizde kasımpatıları koklar çitlembik toplardık kırmızı Amasya elmaları,sarı ekmek ayvaları vardı hormonsuzdu sabahlarımız ve hiç bu kadar çıkmıyordu ahlarımız destanlar satılırdı mahalle köşelerinde insanlar şefkat doluydu varsa destanlarda bir yürek yarası hiç tanımasa bile ağlardı öksüz öksüz iki mendil arası ar vardı edep vardı,namus vardı ama en güzeli insanlar bunu yaşardı ne konken terlileri ne ihanet yerlileri vardı ahh o eski günler yerini ağıt sardı takıldık kırık zamanın dişlilerine biz yine yaşadık ya vah şimdiki zamana eyvah ki eyvah kaybolmuş hatıralar,menfaat kıskacında intizarında gençlik ve yok olan cemiyet sahi sahi kim bunun farkında oysa biz gahi Leyla gahi Mecnun olurduk destanlaşan türküler dolaşırdı kulaklarımızda Ferhatla dağ delerken keremde can bulurduk adam gibi adamdık yani genç kızlarımız telli duvaklı bir tek safaklı şimdi kuruyan zamanın çirkefliğinde anın yokluğunda duanın sancılar saplanıypor can köşkümüze sahi sahi ne oldu bize ahhh o eski bayramlar bülbül yuvası insanlık tükenmiş inayetin size artık elveda metin olmak gerekir metin.. Makberî - Ahmet Akkoyun........17/09/2008..........00::03.......İst
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
20
Kasım
20
Kasım
20
Kasım
20
Kasım
20
Eylül
17
Eylül
17 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||