Hakimiyet Nerede ?
29 / 6 / 2008 Pazar tarihinde Haluk Namdar tarafından eklendi, 131 kez okundu...
“Bedene hakimiyet denince şu hikaye aklıma geliyor. Tam olarak hatırlayamadığım kısımları olsa da bu hikayenin ana hatlarıyla güzel bir mesaj verdiğini düşünüyorum. Yıllar öncesinde bir köyde doğan ikiz erkek kardeşler varmış. Güzel bir çocukluk geçirdikten sonra delikanlılık çağlarında çalışmaya başlamışlar. Bir tanesi ayakkabıcının yanına çırak...” Okuyucu Puanı ;
Hakimiyet Nerede ?Bedene hakimiyet denince şu hikaye aklıma geliyor. Tam olarak hatırlayamadığım kısımları olsa da bu hikayenin ana hatlarıyla güzel bir mesaj verdiğini düşünüyorum. Yıllar öncesinde bir köyde doğan ikiz erkek kardeşler varmış. Güzel bir çocukluk geçirdikten sonra delikanlılık çağlarında çalışmaya başlamışlar. Bir tanesi ayakkabıcının yanına çırak olarak girmiş. Diğeri köyde çiftçilikle ilgilenmiş. Köyde kalan bir yandan çalışırken diğer yandan dini konulara eğilmiş. Kendini dışarıya kapatmış. Çalışmış, dini kitaplar okumuş, çalışmış, okumuş… Kimseye zararı dokunmadan hayatını sürdürmüş. Diğeri ise ayakkabı tamirciliğini öğrendikten sonra kasabaya gitmiş. Biraz daha çalışıp para biriktirmiş, şehre gitmiş. Yine çalışmış, para biriktirmiş kendisine dükkan açmış. O da kendi halinde, işine sadık, helalinden kazanan bir ayakkabı tamircisi olarak hayatını sürdürüyormuş. İki kardeş sık sık mektuplaşırlarmış. Köyde kalan kardeş, diğerinin şehre gitmekle hata ettiğini, köyde dışarıdan etkilenmeden sağlıklı ve huzurlu hayat sürdüğünü, yazarmış hep. Şehir hayatının onun maneviyatını bozmasından korktuğunu, dile getirirmiş. Fazla kazanmasa da köyde kimsenin karısından kızından etkilenmeden maneviyatı tam şekilde hayat sürdürdüğünü, kardeşinin de en kısa sürede köye dönüp huzuru bulmasını istermiş. Şehirdeki kardeş de her mektubuna sevgiyle cevap verir, kardeşinin köye geri dönme telkinlerine karşı, kendi maneviyatının şehirden etkilenmediğini savunurmuş. Gel zaman git zaman iki kardeşin bu konudaki düşündükleri iddialaşmaya dönüşmüş. Her ikisi de manevi yönden o kadar güçlü olduklarını iddia ediyorlarmış ki, bazı olağanüstü güçleri olduğunu yazmaya başlamışlar. Hatta köydeki kardeş bir seferinde, maneviyatının çok güçlü olduğunu, eğer isterse tülbende süt doldurup taşıyabildiğini, yazmış. Şehirdeki kardeş ona cevap yollamış. Kardeşini şehirde misafir etmekten mutlu olacağını, gelirken de köyden tülbentte süt getirmesini istemiş. Mektubu alan kardeş buna çok sevinmiş. Kardeşinin köye geri dönmesini sağlayacak fırsat ele geçirdiğini düşünerek şehre gitmeye karar vermiş. Neyse plan yapmışlar. Şehirdeki kardeş , köyden geleni otogarda karşılamış. Akşam el ele göz göze hasret gidermişler. Sohbet etmişler. Köydeki kardeş, her fırsatta şehir hayatının maneviyatı zedelediğini, televizyonlarda gördüğü kadarıyla kadınların neredeyse çıplak dolaştığını, artık onun da köye dönüp dinine uygun yaşaması gerektiğini söylermiş. Şehirdeki ayakkabı ustası da kardeşinin dediklerini tebessümle dinler, ama kendisinin maneviyatında en ufak bozulma olmadığını savunurmuş. Sohbet hep devam etse edecekmiş ama, artık geç oldu diyerek yatmaya karar vermişler. Köylü kardeş bohçasından tülbentini çıkarmış Gerçekten de içi süt doluymuş. Yan gözle kardeşini süzüyormuş. Özenle tülbenti kapıdaki çiviye asmış. Şehirli kardeş de yine gülerek Allah rahatlık versin diyerek kendi odasına çekilmiş. Sabah erkenden kalkmışlar. Daha doğrusu köylü kardeş erkenden kalkmış. Kardeşini uyandırmış. Erken işe başlaması gerektiğini söylüyormuş. şehirdeki kardeş de daha çarşının açılmadığını, otobüslerin çalışmaya başlamadığını, dükkanının uzakta olduğunu açıklamaya çalışmış. Köylü kardeş, öğlene kadar yatan bedenden hayır gelmeyeceğini söylenmeye başlamış. Köylü kardeş, gözleri yerde, kaşları havada, mutsuzluk yüzünden akar haldeymiş. Neyse sonunda dükkana gitmişler. Şehirli kardeş, sevgi dolu bakışlarıyla köşedeki çiviyi işaret etmiş. Süt dolu tülbendini oraya asabileceğini söylemiş. Maneviyatın gücünü gösteren bu tülbent, değil süt dışına ıslaklık bile vermemiştir. Köylü kardeş, şehirli kardeşe, onun süt dolu tülbentinin nerede olduğunu, sormuş. Kapının arkasında asılı durduğunu, üstelik tülbentte süt yerine su dolu olduğunu söylemiş. Yani bu şehirli kardeşinin maneviyatının daha güçlü olduğu anlamına geliyormuş. Köylü kardeş , en güçlünün kim olduğunu göreceğiz, diyerek oturmaya başlamış. Dükkana bir bir müşteriler geliyor, kimi ayakkabısını, kimi çantasının sapını tamir ettiriyor, okul çocukları ayakkabı bağcıkları alıyor, kaldırımdan çeşit çeşit insanlar geçiyormuş… Öğleden sonra dükkana seke seke bir bayan elinde topuğu kırılan ayakkabısını elinde sallayarak girmiş. Bu bayana mahalleden komşunun eşiymiş. Defalarca çocuğunun ayakkabılarını yaptırdığı için artık mahallenin ayakkabı tamircisini tanıdık görüyormuş. Karşılıklı saygı ve güvene dayanan müşteri-zanaatkar iletişimi örneği yaşanıyormuş. Kadın sandalyeye oturup diğerinin üstüne attığı ayağını hafifçe sallarken, usta da bütün dikkatini topuğun düzgün şekilde yapışmasına toplamış halde çalışıyormuş. Dükkandaki sessizlik dakikalarını bozan bir ses duyulmuş. “Şıp, şıp, şıp” Müşterinin fark etmediği bu seslerin anlamını çok iyi bilen iki kardeş bir an göz göze gelmişler. Sonra hemen kendi tülbentlerine bakmışlar. Köylü kardeşin dünyası başına yıkılır gibi olmuş. Evet onun tülbentinden süt damlamaya başlamış…. Geleyim sadede: Maneviyatın görüntüde değil, gönülde olduğunu, bedene hükmetmenin, lafla değil YAŞANTIYLA gerçekleşebildiğini, bundan güzel anlatan bir hikaye duymadığımı fark ediyorum. Sizlerle işte bunu paylaşmak istedim. Umarım anlatabilmişimdir… Daldan üç elma düşmüş. Bunun bir tanesini Haluk afiyetle yemiş. Hazmetmiş. İkincisini sevgili okuyucularıyla paylaşmış. Üçüncü elmayı da ilk işi örtünmek konusunu halletmek olan "A klı K uşunda P artisine" göndermiş. Umarım onlara birazcık faydası olur… Haydi kalın sağlıcakla… Sevgilerimle… Dr HALUK NAMDAR
Tavsiye Et :
Ertuğrul Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Ertuğrul Erdoğan yazıyı tebrik etti...
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Birgül Akkurt yazıyı tebrik etti...
Burcu Şener yazıyı tebrik etti...
Hayal Sun yazıyı tebrik etti...
Kıvanç Oğuz Güventaç yazıyı tebrik etti...
• Burcu Şener yazıyı favori listesine aldı...
Ekim
15
Ekim
15
Ekim
15
Ekim
14
Ekim
14
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 67 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
8
Ustanın İşine Karışmak mı ?
• Haluk Namdar • Hayata Dair Makaleler • 89 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Eylül
23
Eylül
21
Eylül
18
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
|
||||||||||||||||