Hüzün`e Dair
Sadece kendini haksızlığa uğrayan biri olarak görüyorsun değil mi?bir senin sevdan çalındı yüreğinden,bir sen karanlıklar içerisinde kaldın ve seni kimse anlamıyor.Hayatın tüm kahpelikleri nedense seni buldu.Neden şöyle deniz göl kıyısında bir evin, güzel bir gelirin yok, ve yanında sevdiklerin.Oysa fazla ne istemiştin ki,bazen deniz kenarında bir kulübe ve bir sandal,tutulan ve denize azat edilen balıklar ve saf özlemler.Zaman zaman daha aşırı isteklerinde olmadı değil,hele yılbaşında alınan o umut dolu kağıt parçasından ibaret piyango bileti ve düşünmesi bile şaşırtıcı büyük ikramiye ve hayalen yapılan saniyeler hızında dünya turu, uzak ülkeler, güzellikler, alınacak arabanın rengi, düşlediğin o eşsiz kıyafetlerle dolu bir gardolap.Ve soğuk ayaz sabahlarda bu düşler sonrası lanet olası otobüs kuyrukları,o işkence gibi sıkış tepiş yolculuk, gürültülü zoraki.Ve aybaşına yetişecek, yetişmesi gereken üç kuruşluk aylık maaş.Sesi bet fırıldak kalçalı bir şarkıcıyı ve taktığı pırlantaları düşününce, o hırs, o nefret, o sessiz atılan çığlık, boğazına yapışan insafsız acımasız bir katilin şiddetindeki küskünlük,isyan.Benliğine siyah bir gölge gibi çarpan ihanet düşüncesinde günün yarısını kuaförde geçiren yosmalara imreniş ama bir yandan iğreniş.Ne yapmalı diyorsun şimdi, yüreğindeki bu infilak eden patlamayı nasıl durdurmalı,kıymalı mı insan kendine?gerekiyor sa darlanıyor sa?.Çiçekleri seviyorsun oysa.Ve bir demetini sana,vefasızda olsa görmezden geleceğin bir elin getirmesini isterdin,o da yok oysa.Ve diyorsun ki biz yazarlara, biz şairlere,alın işte size tatsız bir hayat, neresinden yazarsanız yazın öykümü, herkes okusun ibret alsın.Yıkık geçen bir ömrü yazın hazin bir öyküyü, bu öykü benim diyorsun.Bir iki intihar girişimimi es geçin , bana ,ben gibilere ayıp olmasın diyorsun.Ben yazarım,adı üzerinde yazarım tabii.Yazarken de hem düşünür,hem merak ederim.Pekiyi, sen seni anlattın öykünde ve bu öyküde seni bulduk,başkaları yaşamıyor mu?başkalarının hikayesi yok mu?bu kahrolası hayatta,ve sen bir gün işe giderken o sabahlarda,ve o ayaz vuran insafsız saatlerde otobüs kuyruğunda, çöp toplarken beni gördün mü?ben parkın köşesinde bekçinin tekmeleyerek uyandırdığı bir evsizdim, benimle göz göze geldin mi?çalıştığın işyerine girerken sana mendil satmak isteyen bendim,fark ettinmi?ayakkabılarını boyamak isterken elinle savuşturduğun,üstünde önlük elinde, tırnak aralarında boya olan bendim,hastaneye birkaç günlük rapor alma telaşında dalarken yoğun bakımın önünde can çekişen bendim acılarımı hissettin mi?bir yazardım ,suçum insanları sevmek ve onların iyiliğini istemek olan,bir gün mahpushaneye beni görmeye geldin mi?gece kaldırımlarda yağmur emen, kir emen, yüreği taşlaşmış bir yosmaydım,deprem olup yüreğinin ortasına düştüm mü?o yüreğini 9 şiddetinde paramparça ettim mi?,ne demeli şimdi?ne yapmalı?kime ne söylemeli?tam ortasına bir dinamit koyup dünyayı milyonlarca parçaya mı bölmeli?ne yapmalı şimdi?ne mi yapmalı,birbirimizi görmeli birbirimizi duymalı ve birbirimizin acısını anlamalı,var mı başka seçeneğimiz?var mı başka yapacak bir şey? ve ya sevgili Hüzün, ya beraber denize atlamalı bir daha çıkmama bahasına ve ya dünyayı birlikte havaya uçurmalı,ya sen ne dersin?.....
Bu yazı iyi niyetinden asla kuşku duymadığım ama dünyada bir tek kendini zorda kalmış hisseden ve ne acıdır ki, kimsenin acısını paylaşmayan ve bunu gereksiz bir şey sayan, adına Hüzün dediğim ama adı bende saklı 26 yaşında bir dosta yazdığı,mesaj sonucu verilen cevaptır.
BAHATTİN GÜLYUVA
04.02.07 İstanbul