Kayip SavasKayip SavasOnu sevdiklerine kendisini hep inandirmisti. Aslinda kendisini bir zamanlar sevdiklerini biliyordu. Ama nasil olur da simdi boyle birsey yaparlardi ki? Neden bunu yapsinlardi ki? Cok sacmaydi. Hic bir sey yokken bunu yapmaya karar vermislerdi. Yillardir kendisini kandirip durmustu demekki. Tamam, kabul ediyordu. Her zaman iyi birisi olmamisti. Yapmamasi gereken seyleri yaptigi olmustu. Ama bu tip seyleri sadece kendisi yapmamisti ki. Onun durumunda olan herkes bunlari yapiyordu. Bunda anormal bir durum yoktu ki. Simdi sacma gelebilirdi ona yaptigi seyler, ama o sirada cok mantikli gozukuyordu.Odada onlarin yuzune bakiyordu. Agliyordu. Bugune kadr aglamasi hep ise yaramisti. Bir kere bile sasmamisti bu. Bunu fark ettigi andan beri surekli kullanir olmus ve bu konuda ustalasmisti. Nedense aglamasina hicbir sekilde dayanamiyorlar ve onu tekrar mutlu etmek icin ellerinden geleni yapiyorlardi. Hatta cok buyuk bir hata yaptiginda bile, onlari ne kadar kizdirmis olsa bile, aglama ise yariyordu. Ama bu sefer ise yaramamisti. Buna ne kadar sasirmisti. Aglamaya baslamis ve etkisini gormek icin gozyaslarinin arasindan onlari izlemeye devam etmisti. Aslinda aglayasi yoktu ama bu tip zor durumlardan kacmak icin her zaman bu yontemi kullaniyordu, ve ise de yariyordu. Tabii bu sefer haric. Gozyaslarinin arasindan gorebildigi kadariyla aglamasina uzulmuslerdi. Evet o ifade vardi yuzlerinde, ama eksik biseyler vardi orada. Eskiden yuzlerinde gormus oldugu teslim olmus ifade yoktu. Kusursuz bir irade vardi karsisinda. Bunu gordugunde kalbine korku dolmustu. Iste o zaman gercekten korkmus ve aglamak istegi tum gucuyle vucudunda ortaya cikmisti. Damarlarinda akiyor, tum hucrelerini etkisi altina aliyordu. Sonucun görülmesi icin ise fazla zaman gecmesi gerekmemisti zaten. Zaten numaradan da olsa aglamaya baslamis birisi, gercekten istedimi kendisine buna kaptirmasi hic de zor olmuyordu. Kriz basladi ve o ana kadar ki en guclu aglama krizlerinden birisine tutuldu. Su ana kadar gercekten agladigi fazla olmamisti. Numaradan cok aglamisti belki ama isteyerek cok az olmustu. Onlar da zaten kendi durumuna olan aglamalar degildi. Ya birisine uzulmustu, yada birisi gercekten kalbini kirmisti. Ama hic bir zaman kendi basini belaya soktugu icin aglamamisti. Kendine biraz gelir gibi olunca nasil bir aglamadan ciktigini fark etti, bunu yararina kullanmayi planliyordu. Eger gercekten kendisini seviyorlarsa, bu aglamadan etkilenmeliydiler ve gozlerini actiginda karsisinda yuzlerinde o teslimiyet ifadesi olmasi gerekirdi. Yavas yavas kendini toparlamaya basladi. Hala aglamaya devam ediyordu, tabii ki numaradan ama, etkisinin azaldigini karsisindakilerin de anladiginin farkindaydi elbette. Kendine yeterince gelince ve gozlerindeki yaslar disariyi gormeye izin verince tekrr o gercekle karsilasti. Yuzlerinde ayni ifade vardi yine. Uzgun ama kararli. Neden? Neden bunu ona yapiyorlardi? Ne hata islemisti? Simdiye kadarkilerin cezasini mi cekiyordu? Bu sorularin cevabini kesin olarak bilemiyordu ama bildigi bir tek sey varsa o da bu olayda kendi hatasinin olmadigiydi. Ahh, evet. O aptal sinava hicbir zaman girmemeliydi. Girerken hic boyle olacagini tahmin etmiyordu ki. Zaten daha once de hic calismamisti. Yani sadece onlarin, anne ve babasinin isteklerini yerine getiren, ufak, sevimli, masum bir kizi canlandirmak icin girmisti o sinavi. Allah`in cezasi sinav. Basina dert acmisti iste. Ama bilmeliydi. En son bu sekilde, cici bir ev kizi gibi davrandiginda da basi belaya girmisti. Dersaneye gondermislerdi kendisin. Yine bir sinavdi bu ve yine sonucunda cezalandirilmisti. Indirim kazandigi icin gondermislerdi dersaneye, ne aptallik. Haftasonlari disarda ip atlamak, bebegiyle oynamak, ablasiyla kavga etmek istiyordu. Sonuncusunda her zaman ufakta olsa bir ceza aliyordu, ama gercekten eglenceliydi bu. Sanirim ablasi da egleniyordu bundan. Ama hicbir zaman emin olamiyordu bundan. Cunku her kavga sirasinda gercekten cok sinirleniyordu ve kendisiyle bir saat konusmuyordu. Tam ablasinin kendisini hic affetmeyecegine karar verdigi ve huzun duygularini icinde hissetmeye basladigi zaman, ablasi ona bir saka yapiyordu ve tekrar duzeliyordu aralari. Gerci bu sakalar kesinlikle intikam icin yapilan esek sakalariydi, ama o sirada ablasi gulerken ve kendisini affetmeye bu kadar yakinken, kendisi de gulmeye basliyor ve birbirlerinin gozlerinin iclerine baktiklarinda gercekten aralarindaki bagi koparamayacak olan sevgiyi goruyordu. Ama o bag artik kopmak uzereydi. Aglamalari ablasinin uzerinde de etkilidi ve bu sefer o hic ilgilenmemisti. Hatta bir ara acik acik kahkahalarla gulmeye baslamisti. Bunun sebebini hic bir sekilde bilmese de o an asiri derecede bu kahkahalar sinirlerine dokunmustu. Artik onu affetmeyecegine inaniyordu. Tabii bu gercek degildi, onu affedecekti, ama bunu yaparken kesinlikle cok guzel bir esek sakasi yapacakti. Bunu aklinin bir kenarina yazdigi anda intikam planlari da kafasina ususmeye baslamisti. Ama bunlara ayiracak zamani yoktu simdi. Su anda bulundugu durumu dusunmeli ve bir cikis yolu bulmaliydi. Cikis yoluna ulasmasi gerekiyordu, ama her ne kadar kucuk bir kiz olsa da, bu cikis yolunu bulmak icin once iceri nasil girdigini, yani buna nasil sebep oldugu bilmeliydi. O asagilik sinav yuzundendi hepsi. Kahrolasi Fen ve Anadolu Liselerine Giris Sinavi!.. simdi basina bu kadar buyuk bir dert acacagini nereden bilebilirdi ki. Ama acikcasi o tam bir sebep olamazdi. Cunku onu sinava hazirlayacak, o salak dersaneye gitmesini ve o salak sinava girmesini isteyenler, zaten su anda ona bu eziyeti yapan kisilerdi: anne ve babasi. Bu olayin gercekten sebebi neydi? Dusunuyor, dusunuyor ama bu yakin zamanda yaptigi o kadar buyuk bir sey oldugunu sanmiyordu. Sonra birdenbire aklina cok basit bir cevap geldi. Zaten gercek olma ihtimali bu yuzdendi. O kadar basitti ki, bundan baska gercege yer ayirmasi imkansizdi. Ailesi ona bunu yapiyorlardi, cunku o ana kadar yaptigi butun yaramazliklarin hepsini birden cezalandiriyor ve gelecekteki olabilecek sorunlardan buyuk bir olcude kurtuluyorlardi. Ama gercekten onlarin unutamayacagi ne yapmisti ki? Kafasini patlatiyordu, neler yapmis oldugunu dusunuyordu. Sonra yavas yavas anilar beynine dolusmaya basladilar. Bir seferinde annesini o kadar kizdirmisti ki, annesi sonunda dayanamyip onun sirtina oklavayla bir guzel vurmustu. Onun icin belki o kadar sert vurmamisti ama kendisi gibi kucuk birisi icin bu darbe cok aci vermisti. Buna sebep olan sey ise hala onu korkutuyordu. Artik o anda nasil etkilendiyse? Annesinin o deger verdigi, annanesinden kalma beyaz dantel ortuleri, her ne kadar bembeyaz gorunse de, evcilik oynadigi sirada, camurlu suyla bir guzel yikamisti. Sonra da kurumasi icin iplere asarken, annesinin cigligi ve kizgin bagirislari arasinda, ustune dogru inen bir oklava hatirliyordu. Azcik yavas olsa o oklava karnina gelecekti. Ama hic degilse arkasini donmeyi akil etmis ve sirti az da olsa darbeyi durdurmustu. Annesi ondan sonra ona bir sure daha kizgin bakmis ama yere dustugu icin gozlerinden suzulen yaslari gordugu icin bir daha vurmadan, sirtini donup gitmisti. Annesini o olayi unutmasi bir haftasini almisti. Cunku ilk bes gun boyunca, kirlenen dantelleri eski rengine geri kavusturmak icin tekrar yikamisti. Ondan sonra hersey eski haline donmustu, yada o oyle zannediyordu. Simdi anliyordu neden annesini bir daha bu konuda kizmadigini, hic affetmemisti ve boyle bir intikam yontemi bulmustu, sonsuza dek kurtulma. Peki babasi nasil izin vermisti ona? Onu cok seven, en kucuk kizini her zaman bagrina basan babasi. Aslinda dusununce onunla da unutamadigi kucuk bir anisi oldugu aklina geldi. Disarda arkadaslariyla evin onunde sek sek oynuyorlardi, o sirada babasi, uc kardesten en buyugu olan abisi ile, abisine gazeteden yeni alinmis bisikleti birlestiriyorlardi. Acikcasi baba ogul hosca vakit geciriyordu. Zaten abisi her zaman babasinin gozunde hep biraz ayriydi. En buyuk evlatti ve tek erkek evlatti. O sirada onlari izlemeye dalmis olan kendisi, arkadasinin oyuna devam edip, elindeki mermeri kendisini bulundugu taraftaki sayiya attigini fark etmedi. Mermerin hafif sivri ucu bilegine yakin bir yere carpmis ve kanatmasa da aciyla ciglik atmasina yetecek kadar ciglik atmasina sebep olmustu, babasi ve abisi korkuyla yanina kosmus bacagina bakiyorlardi. Bisey olmadigini gorunce bir an raharlamislar ama hala kanlarinda dolasan adrenalinden dolayi, kan beyinlarine sicramis bir sekilde yuzune sinirle bir sekilde bakmislardi. Abisi bunu fazla uzatmamisti, zaten bu olaylari alisik oldugu icin uzatmasi da sacma olurdu. Ama babasi ayaga kalkmis ve sinirden elini kaldirmisti, cok sert bir tokat gelecek diye beklerken babasinin “Hemen eve gir!” diye bagiran sesini duymustu. Bu kadar kizmasinin sebebini sonradan anlamisti. Zeki diye ovundugu kizinin, nasil olup da mermerin kendisine carpmasina izin verdigine inanamamisti. Bunu anlamasinin sebebi de siniri gecene kadar zeki olduguna dair olan ovgulere ara verilmis olmasiydi. Bu olaylari ikisi de unutmamisti ve simdi de kendisini o sacma sinavdan kazandigi yatili okula gonderiyorlardi. Hep o televizyonda izledigi yaramaz cocuklarin, hic istemedigi o yatili okula. Demek bunu yapmayi planlamislardi yillardir. Kendisi de o cocuklar gibi oraya gonderilme cezasi almisti. Tabii ki bu gercek hayatti. Her zamna filmlerdeki cocuklar mutlaka bir yolunu buluyor ve yatili okuldan kurtuluyorlardi. Ama bu kendisi icin gecerli degildi. Ne olacakti? Onu orada oldurmeyi planlayan bir katili mi yakalayacakti? Sacma... Aglamis, sizlanmis, cigliklar atmisti. Bu konudaki butun yetenegini, hatta belki de ondan kat kat fazlasini ortaya koymustu. Ama degisen birsey yoktu. Kendisini oraya gondermelerini engelleyecek bir yol yoktu. Evden kacmayi bile dusunmustu. Ama kacsa nereye gidecekti. Hem zaten sokaklarda yatinca da ailesi yaninda olmayacakti, bir yatili okulda yatinca da. Acikcasi kabul etmek gerekirki ki yatili okul sokaktan daha rahat olacakti. Her ne kadar dusuncelerini dolduran iskence yapan hocalar olsa da, hic degilse korkacak bir karanlik sokak yoktu. Yenilgiyi kabul ediyordu artik. Butun silahlarini kullanmisti. Elinde artik hicbir seyi kalmamisti. Son birkez cok ciliz bir umutla odadaki anne ve babasina bakti. Hic umut goremeyince, son umudu odadaki ablasina kaydi gozleri. Onda da yoktu umut edebilecek birsey. Elinden geleni yapmisti ama yenilmisti. Sonunda arkasini donerek burnunu ceke ceke, zamani uzatmak icin kucuk ayaklarina bile kucuk gelen adimlarla odasina, savas alaninda yenilgiye ugramis ama hala gururuna sahip bir kahraman gibi ilerlemeye basladi.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Kasım
20
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
19
Kasım
19
Alışılmadık Bir Terkediş Var
• Gökçe Erözderim • Yaşamdan Hikayeler • 68 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ekim
27
Eylül
9
Eylül
8
Eylül
1
Temmuz
31
Temmuz
31
Eylül
8
Eylül
9
Eylül
1
Ekim
27 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||