kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Okula İlk Gün

30 / 4 / 2008  Çarşamba tarihinde Ali Tanırlar tarafından eklendi, 144 kez okundu...

“- Anne anne! Kalemimi gördün mü?- Dur sakin ol kızım. Masanın üstünde değilmi?- Değil anne. Masadan düşmüştür belki. Hemen altına bakayım. Eğilip masanın altına baktı. Kalemi düşmüş ve uzanamayacağı kadar uzaktaydı. Çevresinde kalemi çekmek için birşeyler baktı ama bulamadı. Hemen masanın altına girdi. Duvarın dibine adeta yapışmış kalemi aldı v...”

Okuyucu Puanı ;

 ADnet Reklamları Siz de reklam verin  adnet  

Ali Tanırlar

Ali Tanırlar







EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Okula İlk Gün


- Anne anne! Kalemimi gördün mü?
- Dur sakin ol kızım. Masanın üstünde değilmi?
- Değil anne. Masadan düşmüştür belki. Hemen altına bakayım.
Eğilip masanın altına baktı. Kalemi düşmüş ve uzanamayacağı kadar uzaktaydı. Çevresinde kalemi çekmek için birşeyler baktı ama bulamadı. Hemen masanın altına girdi. Duvarın dibine adeta yapışmış kalemi aldı ve masanın altında çıktı. Kalemi çantasına koydu ve koşa koşa mutfağa geçti. Babası erkenden kalkmış üzerini giymişti. Bugün onun içinde çok önemli bir gündü.
- Günaydın babacağım dedi ve babasının yanağına bir öpücük kondurdu.
- Günaydın kızım dedi. Kızının gözlerinin içine baktı çakmak çakmak parlıyordu. Sevincini anlamakta zorluk çekmiyordu.
- Anne!
- Efendim kızım
- Abim nerede
- Çıktı kızım. Bugün okulların ilk günü olduğu için yoğun olacaklarmış.
- Hmm anladım. Bende hemen çıkayım geç kalmak istemiyorum.
Kahvaltısını üstün körü yapıp çantasını kaptığı gibi hızlıca mutfağın kapısına yöneldi. Dönüp annesine ve babasına baktı. Gülümsedi onlara.
Hemen dışarı çıktı ve koşa koşa minibüs durağına gitti. Durakta bir kaç kişi gördü. Yaşlı bir teyze, tanımadığı bir liseli erkek çocuğu, şık giyimli bir bayan.
Hepsine günaydın dedikten sonra bekleme başladı. Beş dakika beklediği halde minibüs hala gelmemişti. İkide bir saatine bakıyordu. Yaşlı teyze:
- Kızım saatine bakman minibüsü erken getirmez. Kendine işkence etme.
Yaşlı teyzeye şaşkın şaşkın baktı. Kendisi de biliyordu minibüsü erken getirmeyeceğini. Nihayet bir kaç saniye sonra minibüs geldi ve hemen doluştular.
Yaklaşık yarım saat sonra okuluna varacaktı. Oldukça heyecanlıydı. Yaklaşık 2 sene bu okulu kazanmak için çabalamıştı. Hem dersananeye gitmiş hem okul derslerini aksatmamıştı. Okul dersleri de iyi olmak zorundaydı. Yoksa şuanki yaşadıkları hayal olmanın ötesinde olamazdı. Yine saatine bakmaya başlamıştı ve bu sefer teyzenin şöyle dediğini hayal etti:
- Kızım saatine sürekli bakman minibüsün hızlı gitmesini sağlamaz.Kendine eziyet ediyorsun
Yada:
- Kızım saatine sürekli bakman seni okula çabuk götürmez. Sadece boş yere endişeleniyorsun.
Bunları hayal ettikten sonra kendi kendine gülümsedi. Nihayet okulu uzaktan gördü. Okul kapısına 10 metre kala "Müsait bir yerde " diye bağırdı hafifçe.
Minibüs şoförü frene asılde ve tam kapının önünde durdu. Hemen inip okula doğru yürümeye başladı. Yola girerken sağına ve soluna bakmamış ve direk gözlerini okul kapısına ve ötesine dikmişti. Bir araba aniden fren yaptı. Şoke oldu. Sağına soluna baktı. Neler oluyor diye. Her hangi bir kaza olmadığının farkına varınce şokun etkisi ile tuttuğu nefesini koyuverdi.
Araba sürücüsüne başı ile özür dileyip sağına soluna bakıp okulun kapısına vardı ve içeri girdi.
***
İlk günün heyecanı ve gerginliği kendisini bayağı yormuştu. Birkaç yeni arkadaş edinmişti. Arkadaşlarından biri yakınlarında oturuyordu kendilerine. Okul kapısından arkadaşı ile beraber çıktılar ve 30 metre ilerdeki durağa gittiler. Gün öğleden sonrasıydı. Biraz bekledikten sonra gelen ilk minibüse arkadaşı bindi. Ardından kendisi de bindi. Yolda bol bol çene çaldılar. İlk günün heyecanını birbirleri ile paylaştılar. Derslerin ne kadar zor olduğunu üst sınıflarda duymuşlardı. Özellikle Matematik öğretmeni hakkında söylenenleri tartıştılar. Kadının lakabı İspatmış ve öğrenciler arasında bu adla sürekli anılıyormuş. Ayrıca bir biyoloji hocası varmış ki. İnanılmaz derecede sinirli biriymiş. Denilene göre bir öğrenci ters bir hareket yapmış arkadaşına karşı. Derste bunu gören öğretmen:
- Bak oğlum seni havaya atar ve havada üç tane dikiş atarım demiş. Bu olaydan sonra öğrenciler iyice korkmuşlar bu öğretmenden. Nerede görünse öğrenciler tedirgin olurlarmış.
Bunları konuşurken arkadaşı biranda inmesi gerektiğini söyledi ve çantasını alıp hoşçakal deyip minibüsten indi. Bu minibüs kendi evlerinin bir kaç sokak ötesinden geçmesine geçiyor ama yolu da 2 kat uzatıyordu. Bir müddet sonra üzerine bir yorgunluk çökmeye başladı. Ve uyuklamaya başladı.
***
Şöfor durağa gelmiş ve hemen minibüsten inip diğer hatlarda çalışan arkadaşlarına selam verdi. Kısa bir hal hatır sormadan çay ocağından kendine açık ve buharı tüten bir çay aldı. Çaya karşı hep bir zaafım var dedi kendi kendine. Kaşlarına çatarak parmaklarını yakan bardağa ve içindeki kırmızımsı sıvıya baktı. Boş bir tabure bulup gidip oturdu ve çayını usul usul ve yavaşça tadına vara vara yudumlamaya başladı.
- Ne haber Ahmet?
- İyim Sait abi. Sen nasılsın? Bu tur nasıl geçti?
- İyi diyelim iyi olsun be Ahmet. Biliyorsun bizim hatta pek bir okul yok. Malum okulların ilk günü bayağı bereketli olmuştur.
- Biraz öyle oldu abi. Hele okul saatine denk düşen arkadaşlar bayağı iyi kazanmışlardır.
O sırada bir telefon çalar. Ahmet melodisinden kendisininkinin olmadığını anlar. Sait hemen telefona elini uzatır ve açar.
Kısa bir konuşmadan sonra hemen kalkar.
- Ne oldu ağabey diye sorar Ahmet.
- Hadi ahmet gidelim. Saim bizi bekliyor. Bir av düşmüş eline.
- Bir av mı?
- Evet av?
Bir anlam veremedi. Birazdan öğrenirim nasılsa deyip hemen minibüsüne atladı. Saitte hemen sağdaki koltuğa attı kendini. Yola çıktılar. On beş dakika sonra Saimin dolmuşunu gördüler. Orman gibi bir yerde ne işi var diye sordu Ahmet.
Sait hiç bir cevap vermedi. Sadece gözlerindeki parlama Ahmetin içine bazı şeylerin ters gittiğini söyledi.
Hemen indiler minibüsten ve Saimin yanına gittiler. Saim kan ter içindeydi. Saim minibüsün arkasını işaret etti. Ahmet ve Sait hemen arkasına gittiler. Ahmet şoke olmuştu. Genç bir kız arabanın arkasına bağlanmıştı ve kafasında bir poşet vardı. Eteği indirilmişti. Ahmet hemen Saime döndü.
İçinden abi demek gelmedi.
- Ne yaptın sen? Diye sordu yüksek bir sesle.
- Ne olmuş oğlum. Keyif yaptım biraz ne var bunda.
- Kim olduğunu biliyor musun?
- Kim olduğunun ne önemi var. Hem sanane?
- Bu yaptığın insanlığa sığar mı?
- Ne yaptım be.. Başımıza hoca mı kesildin?
Ahmet sustu. Ne diyebilirim ki dedi kendi kendine. Sait bir 5 dakika sonra işini görüp ter içinde döndü.
- Hadi Ahmet sıra sende.
- Bende mi?
- Evet sende.
- Yapamam. Bu kadar alçalamam.
- Valla koçum sen bilirsin. Bugün işindeki son gün olur benden söylemesi. Adın çıkar. Patron senden arabayı da alır.
Bir an gözlerinin önüne ailesi, kardeşi geldi. Çalışmaya ihtiyacı vardı. Paraya ihtiyacı vardı. Hem ne olurduki ? Kim görecekti kendisini?
İçinden bir ses: "sakın yapma bunu yaparsan bir ömür boyu pişman olursun"
Diğer bir ses " hayır olmazsın. Sen onu dinleme. Hiç bir şey olmaz. Hayattan keyif almalısın. Hem yapmazsan işinden olursun"
Arabanın arkasına geçti. İçi kaynamaya başladı.
İşini gördükten sonra çıktı. Ter içinde kalmıştı. İçini bir kirlenme kaplamaya başladı.
Sait kızdan hiç bir ses seda çıkmadığını farketti. Hala baygın mıydı acaba diye merak etti.
- Olum Saim kızdan ses seda yok.
- Abi baygın sanırım?
- Emin misin?
Hep beraber kızın yanına tekrar gittiler. Sait kızın boynundan nabzını kontrol etti. Atmıyordu.
- Kız ölmüş oğlum.
- Abi nasıl olur. Münkün değil diye cevapladı Saim.
- Sen poşetten nefes alacak delik bırakmamışsın galiba. Kızda nefessizlikten ölmüş.
Sait Ahmetten kızın başındaki poşeti çıkarmasını söyledi. Böyle bırakmazlardı. Gömmeliydiler kimse görmeden.
Ahmet kıza yaklaştı. İçindeki kirlenme duygusu her saniyede artıyordu. Kızın başından poşeti çıkardı ve şoke olmuştu.
***
Ertesi gün gazetelerin 3. sayfalarında cinayet ve tecavüz olayı işleniyordu. Habere göre 3 minibüs şoförü bir lise kızını kaçırmış ve başına poşet geçirip tecavüz etmişler. Poşeti çıkarırken kız minibüs soförlerinden birinin kız kardeşi çıkmış. Cinnet geçiren şoför belinden dedesinin Kurtuluş savaşı sırasında kullandığı tabancaya çıkarmış ve kendi kafasına sıkmış. Diğer soförler de kaçarken polis tarafından yakalanmışlar.



Yazı İşlemleri


Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Eylül
5
Zaman Kutusu
Necip KoçoğluYaşamdan Hikayeler • 10 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
5
Suçlu Kim?
Hasan BurakYaşamdan Hikayeler • 19 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
5
Bebeğin Haberi
Hüseyin ErgünYaşamdan Hikayeler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
5
Zor Da Olsa Kabullenmek
Özgün KaplamaYaşamdan Hikayeler • 12 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
5
Kayıp Yazar 15
Lutuf VeliYaşamdan Hikayeler • 25 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
7
Sami Karayel`in Günlüğünden
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 58 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
17
Başka Bir Seçeneğim Yoktu
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 183 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
16
Komşuda Cinayet
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 171 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
15
Evde Cinayet
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 158 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
30
Okula İlk Gün
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 145 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Mart
12
Uçak Yolcusu
Ali TanırlarDüş Hikayeleri • 325 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
17
Başka Bir Seçeneğim Yoktu
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 183 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mayıs
16
Komşuda Cinayet
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 171 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
15
Evde Cinayet
Ali TanırlarYaşamdan Hikayeler • 158 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
12
Ben ve Demirel
Ali TanırlarAnı Hikayeler • 156 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Okula İlk Gün, Okula İlk Gün hikayesi, Okula İlk Gün hikaye, Okula İlk Gün nedir?, Okula İlk Gün hakkında bilgi, Okula İlk Gün hikayeleri, Ali Tanırlar hikayeleri, Okula nedir, Okula hikayesi, Okula hikayeleri, İlk nedir, İlk hikayesi, İlk hikayeleri, Gün nedir, Gün hikayesi, Gün hikayeleri,

edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Kapalı )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Hapınızı Yuttunuz Mu?
Erol Sunat
Geldi!

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?



Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Adult ADHD | Compare | Online Advertising | Loans | Online advertising | Video | Arkadaş | Saat