Simitçi
Küçük bir çocuk olduğum için elimdekilerin kıymetini bilmez,her aldığım harçlığımı boş şeylere harcardım ve hazıra konmanın keyfini yaşardım.Fakat en önemli özelliğim olan gereksiz yere konuşmamak ve çok meraklı olduğum için işlerde becerikli olmam beni sürgün bir hayattan kurtarıyordu.Fakat artık gezmeyi,çevremi tanımayı istiyordum.Ama ailem bana bir yasak koymuştu;ben birtek bu durumda kendime söz geçiremiyordum.onlar işten gelene kadar evden dışarı çıkamayacak,dokuz yıldır yşadığım bu şehrin hiçbir yerini öğrenemeyecektim.VE bir gün evimizin önünden geçen bir simitçiye gözlerim takıldı.başım ellerimin arasında hem düşünüyorum hemde onun hal ve hareketlerine bakıyordum.koşarak evden çıktım.simitçi çocuğu takibe aldım.bir ara hiç bilmediğim güzel bir mekana geldim.simitçi çocuğun hal ve hareketlerini dikkatle inceliyordum.Birden yorulmuş olmalıydıki ilerde ağaçların gölgesi altına oturdu.başından simit dolu tepsiyi aşağı indirdi,alnının terini silerek olduğu yere öylece uzandı.Daha fazla dayanamadım ve simitçi çocuğun yanına gittim.Gözlerim güneşin ışığıyla kapanıyor yüzümde oluşan sert tebessümde bu yüzden hiç gitmiyordu.Simitçi çocuk birşey mi istiyorsun? diye sordu;bende hayır sadece neden böyle bir iş yaptığını merak ettim , dedim.Simitçi çocuk:``Babam aile durumumuz iyi olmadığı için çalışmam gerektiğini bu yüzden artık çok gezemeyeceğimi söyledi.fakat ben gezmeyi seven biri olduğum için ve de emir altında olmadan kendi işimi yapmak istediğimden böyle bir işi yapmaya karar verdim.Şimdi işimden çok memnunum`` dedi.
Ben iyice saşırmıştım.hem geziyorsun hem çalışıyorsun hemde para kazanıp aileni geçindiriyorsun.Hoşuma gitmişti bu yöntem.bende hemen elimdeki harçlığımla fırından gidip simit aldım.tam yirmi simidim vardı.fırından ödünç aldığım tepsiyle satışa çıktım..O gün akşama kadar elimde simitlerle gezdim ama hiç simit satamadım.fakat olsun bu iş sayesinde her yeri gezip görmüştüm.Simitleri neden satamdığımı düşünürken bir adam yanıma geldi.başımı yukarı kaldırdım kapanan gözlerim bir anda karşımda babamı gördü.önce biraz ürktüm ama daha sonra babam istifini bozmadan elimdeki tüm simitleri almak istediğini söyledi.bende ona bir müşteri gibi davranıp tüm simitlerimi sattım.babam hiçbir tepki vermeden sadece akşama geç kalma dedi.bende tepsiyi fırına verdikten sonra biraz sevinç ve çocuksu duyguyla eve doğru yol aldım.Demiştim ya elimdeki parayı elimde tutamam diye;şimdi istediğim herşeyi alabileceğim bir param olmasına rağmen harcamaktan çekiniyordum.VE şunu anladımki insan emeğini harcamaya gelince onu boşa savurmaktan kaçınıyor.
küçük yaşta yazdıgım bir yazım...çocuksu olmuş ama kendime gülüyorum işte...