Zaman Tünelinde Türk Ekonomisi
2 / 7 / 2008 Çarşamba tarihinde Mücahit Gözitok tarafından eklendi, 69 kez okundu...
“Zîrâ, yeni bir sadmeye* artık dayanılmaz; Zîrâ, bu sefer uyku ölümdür: uyanılmaz! (M. Akif Ersoy)[/I] Osmanlı devleti; Trablusgarp ve Balkan savaşlarından çıktıktan sonra, Birinci Dünya savaşı başladı (1914 yılında). Kısa bir süre sonra olaylar Osmanlı Devleti’ni İttifak devletlerinin safında savaşmaya sürüklemiş, savaş itilâf devletler...” Okuyucu Puanı ;
Zaman Tünelinde Türk EkonomisiZîrâ, yeni bir sadmeye* artık dayanılmaz; Zîrâ, bu sefer uyku ölümdür: uyanılmaz! (M. Akif Ersoy)[/I] Osmanlı devleti; Trablusgarp ve Balkan savaşlarından çıktıktan sonra, Birinci Dünya savaşı başladı (1914 yılında). Kısa bir süre sonra olaylar Osmanlı Devleti’ni İttifak devletlerinin safında savaşmaya sürüklemiş, savaş itilâf devletlerinin galibiyeti ile neticelenmiştir. Akabinde başlayan Kurtuluş Savaşı; önce halkın bölgesel direnişleriyle başlamış, daha sonra düzenli ordular kurulup memleketimiz düşmanlardan temizlenmiştir. Bunun neticesi olarak ta ekonomik yönden de perişan duruma düşmüş olan memleketimiz ağır şartlar altında evvela: 23 Nisan 1920 ‘de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurmuş, 29 Ekim 1923 Tarihinde de cumhuriyetin ilanı ile yeni bir yönetim şekli vücuda getirmiştir. Perişan durumda olan ekonominin güçlenebilmesi için; yine bitkin durumdaki halk ağır vergiler ödeyerek memleketi için savaş alanında göstermiş olduğu fedakârlıkları ekonomik alanda da gösterebileceğini kanıtlamıştır. Yaşlıların ifade şekli ile ‘Bir keçinin vergisi olan, bir buçuk keçi fiyatı’ sistemi, uzun yıllar hatta 1950 yıllarına kadar devam etmiştir. Bu yıllardan sonra millet ekonomik bakımdan biraz rahatlamış olmasına rağmen, bu rahatlama birkaç yılla sınırlı kalarak eskisi kadar olmasa da her yönetim halktan sürekli olarak kemer sıkmasını, fedakârlık göstermesini ısrarla istemiştir. Daha seksenli yılların başbakanı merhum Turgut Özal’ın ekonomi ile ilgili televizyon programlarında halka: ‘Sizden ........... yıl daha kemerlerinizi sıkmanızı istiyorum’ sözü yaşı müsait olan herkes tarafından muhakkak hatırlanır. Ama ne yazık ki bu fedakârlıklar hep yolsuzluk ve krizlerle neticelendiği gibi; gelir dağılımının aşırı derecede dengesizleştiği, eğitim sistemimizdeki çarpıklıklar, günden güne millilikten uzaklaşan eğitim sistemimiz, bağış ve yardım adları altında öğrencilerden zorla tahsil edilen paralar, sağlık sistemimizdeki bozukluklar, Fakir halkının kemer sıkmasıyla ve ağır vergileriyle ayakta tutulmaya çalışılan bir ekonomi... Kağnı arabasından başlayarak; bu modern imkânlara kavuşmak için sarf edilen gayret küçümsenmeyecek derecede olsa da dünya ile yarışmak zarureti olan ülkemizin bu yoldaki hızı rakiplerinin hızından daha yavaş olduğundan; değişen şartlara cevap verememiş, nüfusun da artmasıyla işsizlik ve sefalet hat safhaya ulaşmıştır. Almanya, İkinci Dünya Savaşı neticesinde (1939-1945) âdeta taş taşın üstünde kalmamış bir halde iken; kısa zamanda yabancı ülkelerden işçi alıp çalıştırmış, teknolojisini son derece geliştirmiş, ekonomisini düzelterek süper devletler seviyesine yükselmiştir. Memleketimizdeki olumsuzluklar; insanı bu sonuçları doğuran şartları düşünmeye sevk etmektedir. Başka bir ifadeyle;‘acaba bu olumsuzlukları meydana getiren şartlar nelerdir?’ diye düşünüldüğünde şu sebeplerin ortaya çıktığı görülüyor: -Evvela, iş başındakilerin su istimalleri akla gelse de bu yetkililerin zaman zaman değişmelerine rağmen sonuçta fazla bir düzelme olmadığı gerçeği, bu ihtimalin tek sebep olmadığını göstermektedir. Bu da şahıslardan ziyade, sistemde tamiri gereken bozuklukların olduğuna işaret etmektedir. -Üretim ve teknolojiye yönelik projelerin çeşitli vesilelerle engellendiği, önemsenmediği şüphesi halkımızda oluşmaktadır. Zira şimdiye kadar milletin dûçar olduğu sıkıntılar, üretim ve teknoloji alanında yapılan atılımların beraberinde getirdiği sıkıntılar olsaydı, milletimiz bu sıkıntılara seve seve katlanırdı. —Ahlâkî dejenerasyon sebebiyle, insanların değerlerinden uzaklaşarak maddeperest olmaları; gayri meşru kazanca rağbetin artmasına, itimadın yok olmasına sebep olmaktadır. İtimadın oluşturulması halinde bu tür yardımların artacağı muhakkaktır. Şu ana kadar ülkemizde çekilen sıkıntıların membaını teşkil etmekte olan yolsuzluklar, hortumlamalar öğle sıradanlaşmış ki; her fırsat eline geçen götürebildiği derecede götürmektedir. Bunu önleyebilmek için devlet malına uzanan elleri kıracak ağır cezai müeyyideler getirilmeli ve ucu kime dokunursa dokunsun; temiz eller operasyonu ile tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyen herkesten hesabı sorularak, milletin yönetenlerine itimat ve güveni sağlanmalıdır. Sağlık ve esenlik dileklerimle. * sadme: Çarpma
Eylül
4
Yaşar Nuri Öztürk Hoca`ya Duyurulur
• İbrahim Faik Bayav • Eleştiri Makaleleri • 25 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
3
Eylül
3
Eylül
2
Eylül
2
Temmuz
23
Temmuz
23
Temmuz
23
Aşkale`nin Kurtuluşu (3 Mart)
• Mücahit Gözitok • Klasik Şiirler • 34 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
23
Temmuz
12
Temmuz
6
Temmuz
2
Milli Kültürün Birlik ve Beraberliğe Etkisi
• Mücahit Gözitok • Eleştiri Makaleleri • 84 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
2
Temmuz
2
Zaman Tünelinde Türk Ekonomisi
• Mücahit Gözitok • Eleştiri Makaleleri • 70 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
2 |
![]() |
|
||||||